13 Ekim 2016 Perşembe

Yalancı BBC'yi ve Türkiye Elitist Solunu Doğru Anlamak Hakkında*

Bu yazıyı geçen sene ağustos ayında İngilizce olarak yazmıştım. Burada tercümesini veriyorum. Bu sitede, inşaallah, yarın görünecek olan bir sonraki yazımda ise aradan geçen zamandan sonra o yazıya doğru bir geri bakış yapacağım.

Sabancı Üniversitesi'nden Halil Berktay, ki ileri gelen bir tarih hocamızdır, beni bazı yönlerden şaşırtan şu yazıyı yazdı: Dulce et decorum est to be able to lie like the BBC. Beni yanlış anlamayınız. Orada her ne yazdıysa doğrudur ve güncel Türk siyasetine ilgi duyan herkesin muhakkak okuması gereken çok iyi ve harika bir yazıdır. Beni şaşırtan ise onun gazetecilik ve doğru sözlülük bakımından BBC'den yana görünürdeki safiyane beklentileridir.

BBC'nin Türk siyasetine ve Türkiye'nin PKK ile ilişkilerine dair hakikati soğuk kanlı olarak çarpıtışına karşı, Halil Berktay hayrete düşmüş gibi görünmektedir; o PKK ki Kürd ulusçusu ve kendi beyanına göre Marksist bir militan-devrimci örgüttür, Türkiye'nin (ve artık Suriye'nin) Kürdlerine tamamen hükmetmeye ve bugünkü Türkiye'nin bir kısmı üzerinde olacak, gelecekteki bağımsız bir PKK devletine onları zorlamaya çalışmaktadır. Halil Berktay'ın yazıda ima ettiğine göre, bu gazetecilik karikatürü ki sözü geçen Marksist devrimci örgüt lehine her türlü yalanı söylemekten ibarettir, BBC İngilizcenin onun Türkçe versiyonunca aldatılmasından kaynaklanmış olabilir; nitekim o versiyon şununla tanınır ki komünist devrimci şiddeti savunan gerici Marksist bir hizbin eğitimli üyeleri onun kadrolarını ciddi derecede oluşturmuştur. Demek istediğim şudur ki Halil Hocanın bilmesi beklenirdi ki BBC herhangi bir dildeki versiyonunda farklı davranacak diye zaten farz edilmemelidir.

Bu noktada, BBC Türkçeyi kontrol eden Marksistler hakkında kısa bir izaha ihtiyaç vardır. Her şeyden önce, Türkiye'de, komünist devrimciler üst sosyal sınıflardan gelirler. Dahası, her ne kadar en başta paradoksal, saçma ve hayrete düşürücüden öte gibi gelse bile, devamlı bir komünist devrim çağrısı, ama muhtemelen gerçek bir komünist devrimin olmayışı, gerçekten de elit sosyal imtiyazlarını muhafaza ve hatta takviyenin en tercih edilen yollarından biridir. Bu durum Türkiye'nin olağandışı sosyal gelişimiyle ilgilidir. 1980'lerden beri artan ve Ak Parti'nin 2002 sonlarında siyasi iktidara seçilmesinden beri ivmelenen bir şekilde, Türk işçi sınıfı kitleleri --ki ağırlıklı olarak az çok dindardırlar veya en azından inançlı Müslümandırlar-- orta sınıf hâline gelmektedirler ve siyasi sistemde daha fazla söz sahibi olmaktadırlar, böylece sistemin her geçen gün daha demokratik hâle gelmesine yol açmaktadırlar. Hem Türkiye'nin Batı dostu elitleri hem de onların --tabir caizse-- müstemleke-sonrası "ortakları" için bu durum kabul edilmezdir, çünkü bu şu manaya gelir ki gayri-seküler Müslüman kitleler ülkeyi kemikleşmiş seküler elitlerin kontrolünden alıp götürmekte, yerleşik sekülarist, Batı taraftarı sosyal-siyasi-ekonomik düzeni tam da temellerinden parçalamaktadır. Hâli vakti yerinde elit-sol mensupları buna âdil rekabet yoluyla cevap veremezler. Cahil gayri-seküler Müslüman kitlelerden ibaret gördükleri halkın yükselişini durdurmak için onların akıllarına gelen sayıca az yollardan biri şudur ki bu kitleleri beyhude olarak şuna ikna etmeye çalışsınlar ki bu kitleler çok çalışıp orta sınıf statüsü elde etmeyi bırakmalıdırlar, bunun yerine yüksek statülü elit-solcu efendilerine katılarak bir sözde halk devrimi yapmalıdırlar. Ne zaman ki muhayyel halk devriminin sözümona efendileri anlarlar ki Müslüman kitleleri bu şekilde kandıramayacaklardır, ya Türkiye'deki sekülarizmin o kalesini, askeriyeyi yardıma çağırırlar ya da dost ve tapılası Batı'yı. Ordu seçeneği onun şimdiki liderliği sebebiyle artık uygulanır görünmediğinden, şimdi büyük Batılı güçlere güvenmektedirler.**

Halil Hocanın başka yönlerden harika olan yazısına karşı küçük itirazıma geri dönersek, sanmıyorum ki İngilizce BBC'nin o yalanları böylesine açık açık söyleyebilmesinin sebebi şu olsun ki kendileri söz konusu Marksist eğilimli Türkçe bölümleri tarafından safiyane aldatılmakta olsunlar. BBC'yi uluslararası planda yöneten kişilerin profesyonelliği ve zekâsından oldukça eminim. Bu yüzden, şu sonuca varmaya mecburum ki BBC Türkçenin söz konusu çalışanları ideolojik duruşları tastamam bilinerek ve hatta tam da o duruşa sahip oldukları için işe alınageldiler. Türkiye'deki aşırı sol "seküler Batılı değerler"e ideolojik olarak en yakın ve en sadıktır. Onlar en nihai Batılılaşmacılar, ideolojik Batı taraftarlığı anlamında en katı modernleşmecilerdir. Dahası, onların modernleşme yönündeki gayretkeşlikleri ideolojiden öteye geçmez, bu yüzden ekonomik ve sosyal olarak oldukça gericidirler, dolayısıyla Türkiye gibi "gelişen" bir ülkenin ekonomik ve sosyal gelişimi için bir yüktürler; öyle bir ülke ki onun ebeden ve daima "gelişen" statüsünde kalması beklenir. Bu durum onları BBC'nin üst denetleyicileri olan kimselere sonsuz derecede sevilesi ve istihdam edilesi kılar, çünkü ikincilerin bakış açısınca bon pour l'Orient (Doğu için iyi) olan budur.

O hâlde Halil Hoca fark etmelidir ki ne BBC Türkçe ne de genel olarak BBC şaşırtıcı veya anormal davranmıyorlar. Yapmaları gerekeni yapıyorlar. BBC Türkçedeki o insanlar onlardan ancak bu tür davranışlar (veya dilerseniz, hizmet) ümid edilerek eğitildiler, yetiştirildiler ve o imtiyazlar onlara verildi.

Dipnot:

* Bu yazıyı ilk yazdığımda, hem İngilizce orijinalinde hem de bir sene kadar sonra yazdığım Türkçesinde, daha sert ifadeler kullanmıştım, çünkü BBC'nin de içinde bulunduğu medya ve sosyal medya organlarından Türkiye Cumhuriyeti'nin siyasetçi yöneticilerine ve halkına yöneltilen yoğun yalan ve iftira saldırıları karşısında çok bunalmıştım. Düşmanları ne kadar saldırgan olurlarsa olsunlar, Müslümana yakışan nazik ve güzel konuşmak olduğundan,  ifadelerimi az önce mümkün olduğu kadar yumuşatmaya çalıştım. (22 Şubat 2017 Çarşamba)

** Ben bu yazının İngilizce orijinalini yazdıktan sonra anlaşıldı ki ordudaki FETÖ yapılanması sayesinde laikçi-totaliter elitlerin ordu seçeneği de aslında hâlâ mevcutmuş. Hatta laikçiler FETÖ darbesine giden yola burada anlatılanlar gibi yöntemlerle bilinçli olarak katkı yapmaktaymış. Amaçları hem Batı desteği hem de FETÖ ittifakı yoluyla ülkeyi tekrar ele geçirmek ve Müslüman gayri-seküler halkın yükselişini durdurmakmış.
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder