4 Ocak 2016 Pazartesi

Depresyondaki Müslümanın Fazileti ve Onu Suçlayanlar

Resmin kaynağı: Wikimedia. Andrew Mason.
Depresyon en büyük sınamalardan, en elemli hastalıklardandır, o yüzden bir Müslümanda depresyon varsa muhtemelen Allah’ın hayrını dilediği sevgili bir kuludur. Ancak depresyonda olmayan çoğu insana bunu anlatmak deveye hendek atlatmaktan zordur. Burada depresyon hastalarına öncelikle şu önerilebilir: Depresyonunuz için Allah'ın şifasını aramaya devam ediniz ve Allah'ın merhametinden ümidinizi kesmeyiniz. Bunu o kimselere rağmen yapınız ki hemencecik toparlanıvermenizi (!) emretmek ve sizi suçlamak suretiyle güya size iyilik ederler, ama aslında bu tavırlarıyla sizi daha çok kederlendirmektedirler.

Böyle insanlar merhamet hissinden mahrummuşlar gibi şunu söylerler ki Müslüman depresyonda olamazmış ve eğer depresyonu varsa günahları yüzünden Allah ona azab etmekteymiş. Müslümanın çektiği depresyon çilesi yetmezmiş gibi, bir de bu çile için bizzat kendisi suçlanarak daha da perişan edilir. Kanser hastası bir Müslümana dense ki "Müslüman kanser olmaz, sen kötüsün ve gerçek Müslüman değilsin, o yüzden Allah sana bunu vermiş", bunu diyene çok fena lâflar söyleyesiniz gelmez mi? O hâlde depresyondaki Müslümana bunun aynısını yapan kişiyi niçin anlayışla karşılarsınız veya hatta kendiniz o kişisiniz?
Peki insanlar, hele hele Müslümanlar neden böyle davranır? Kanaatimce bunun arkasında şöyle bir düşünce mekanizması yatar: Eğer bu kişiler kabul ederlerse ki depresyon bir "musibet"tir, depresyondaki Müslümanın faziletini de kabul etmeleri gerekir, çünkü farkındadırlar ki bu kadar büyük bir musibetle karşılaşan bir Müslüman büyük bir mükafatı hak eder. Ancak onlar o Müslümana bu fazileti yakıştıramazlar, bu yüzden bunu musibet değil de “azab” ve “ceza” olarak görmeyi seçerler. Böylece depresyondaki Müslümanı takdir etmek ve ona merhamet etmek bir tarafa kendilerinden aşağı görerek tatmin olurlar.

Ancak bu eziyeti yapanların hepsi fena niyetli değildir. Mesela depresyondaki bir gencin kendi anne babası onu depresyonundan ötürü suçlar, çünkü altını temizledikleri kendi çocuklarına Allah katında üstün olan bir vasıf yakıştırmaya alışmamışlardır. Musibete dayanıp büyük bir sınav vermeyi değil de edebsizlik ve yaramazlık edip Allah tarafından cezalandırılmayı çocuklarına daha uygun görürler. Bunu onların bilemeyişine verip onları affetmek ve Allah'a sığınarak onun şifasını aramaya devam etmek en doğrusudur.

Fakat birçok kimse, hiçbir özürleri olmadığı hâlde depresyondaki Müslümana düşmancasına davranırlar. Bilmek gerekir ki başkaları onları nasıl görürse görsün, sosyal statüleri ne olursa olsun ve kendileri de kendilerini nasıl satarlarsa satsınlar, böylesi kişiler cahildirler, onları umursamaya değmez. Böylelerinin uzun uzadıya ders verişleri ve güya hayatı öğretişlerini dikkate almayıp en uygun şekilde geçiştirmek ve yine Allah'ın şifasını aramaya devam etmek en iyisidir.

Allah müminlerin mevlasıdır (dostu ve müttefiğidir) ve mümin olsun kafir olsun bütün kullarının muhafızıdır. Eğer onun vereceği rahatlatmadan ve onun merhametinden ümidiniz azalacak olursa, onun izniyle toparlanmaya çalışınız ve vazgeçmeyiniz. Kimse sizi anlamasa da biliniz ki Allah sizi anlamaktadır, fakat aynı zamanda sizi sınamaktadır, ta ki dünya ve âhırette size daha büyük güzellikler vermek için haklı bir gerekçesi olsun.

Not: Son olarak 1 Temmuz 2016 tarihinde düzenlendi.

5 yorum:

  1. Kısa ve öz. Olay budur.
    Bunu okurken aklıma şu geldi: Mesela zengin birinin maddi yardıma muhtaç bir yakını var. Bu zengin, uzun süre bu yakınına destek oluyor. Sonunda o kişi -yardımların çok az etkisiyle, daha çok kendi çabalarının sonucunda- feraha çıkıyor, maddi olarak rahata eriyor. İşte bu noktadan sonra zengin kişi için imtihan başlıyor. Düşünüyor ki o fakir yakını artık zengin. Üstelik kendi çabalarıyla durumunu düzeltmiş. Bu durumda engel olamadığı bir his kaplıyor içini. "Ben şimdi kime yardım ederek kendimi büyük sanacağım?" "Kim benim için 'Çok iyidir, herkese yardım eder' diyecek?" Ve bunlar gibi bir sürü kibirli düşünce.
    Tabii yardım eden ve yardım etmesi kesilen her zengin böyle düşünmez. Ama iddia ediyorum ki çoğu böyledir.

    İşte depresyondaki insana ileri geri laf eden, onun Allah tarafından cezalandırıldığını düşünüp söyleyen insanlar da depresyonu atlatan kişi için "eyvah, depresyonu gittiğine göre, şimdi ben kimi küçük görüp kendimi yükselteceğim?" diyor.

    Biraz konu dışı gibi ama -hazır okumam ve yazmam üstümdeyken- yazmadan geçemedim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Banu abla cevabınız için teşekkür ederim. Sizin anlattığınız hikâye bana da daha geniş bir gerçeği hatırlattı. Batılıların Afrika'ya acıma tavırları gösterişten ibaret bulunup denir ki Avrupa Afrika'yı daima fakir tutmak ister, ona balık tutmayı öğretmek ve mesela fabrikalar yapmak yerine ona azar azar balık verir (maddi yardım yapar) ve onun kaynaklarını kendi fabrikalarında kullanarak da onu alttan alta sömürür. Avrupa kodamanlarının isteği odur ki Afrika hep fakir ve muhtac kalsın ve ona hep az yardım etsinler, böylece onu aşağılayıp kendi üstünlükleriyle şişinmeye devam edebilsinler. Kişiler dışında topluluklar bazında da aynısı olabiliyor.

      Sil
  2. Kesinlikle doğru noktadan yakalamışsın ... depresyonu bir hastalık değilde kişisel zayıflık olarak görüyorlar ve bunu inanç zayıflığına yoruyorlar... oysa depresyon grip , kanser vs gibi bir hastalık olarak kabul görmeye çoktan başladı.... Bu durumun inanç ile alakası olduğuna hiç inanmıyorum... Gerek ilaç gerek çevresel faktörler ile tedavi edilebilir veya tekrarlayabilir...

    YanıtlaSil
  3. Kesinlikle doğru noktadan yakalamışsın ... depresyonu bir hastalık değilde kişisel zayıflık olarak görüyorlar ve bunu inanç zayıflığına yoruyorlar... oysa depresyon grip , kanser vs gibi bir hastalık olarak kabul görmeye çoktan başladı.... Bu durumun inanç ile alakası olduğuna hiç inanmıyorum... Gerek ilaç gerek çevresel faktörler ile tedavi edilebilir veya tekrarlayabilir...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ali abi cevabın için çok teşekkür ederim. Her ne kadar depresyonda insanın kendi "biliş çarpıtmaları" (olayların hep kötü taraflarını görüp kendisini gerçek dışı bir şekilde üzmek) etkin olsa da hatırlamak lazımdır ki bu biliş çarpıtmalarını ona aşılamış olanlar ekseriya çevresindeki insanlardır, ya direkt olarak ya da tavırlarıyla dolaylı olarak. Hiç kimse acı çekmek istemez, o yüzden kimse biliş çarpıtmalarına bile isteye düşmez, fakat şartlar ve çevredeki insanların tesiriyle istemeden buna düşer, dolayısıyla nasıl ki kötü çevre şartları kansere ve diğer çoğu hastalıklara yol açıyorsa, aynı şartlar depresyona da yol açar.

      Sil