28 Mayıs 2015 Perşembe

İç İçe Cümlecikler Yerine Bağlaçlı Cümle: Ki Bağlacının Fazîletleri

İngilizce, Fransızca, Arapça ve Farsça, yani az veya çok bildiğim bütün diller, içinde "isim cümlecikleri" olan karmaşık ve uzun cümleleri bağlaçlarla yapmaya meylederler. Türkçe'nin yazı dilinde ise karşımıza tarih içinde şöyle bir manzara çıkar: Türkçenin  ilk kez yazı dili olduğu Eski Anadolu Türkçesi devrinde adı geçen dillerdeki bu meyil Türkçeye de hâkimdi. Bu noktada bilhassa Farsçanın tesiri büyüktü. Türkçe ilk kez bir yazı dili oluyor, ilk kez Türkçeyle karmaşık ve âlimane cümleler kuruluyordu; o hâlde son derece normal ve beklenir bir şeydi ki bin yıllara dayalı bir yazılı geleneği olan Farsçadan bu gayeyle faydalanılsın.

Ancak bu devre geçilip 15 ve 16'ın yüzyıllara gelindiğinde işler değişti. Bu yüzyıllardan itibaren "-dığı", "-masını" gibi isim cümleciği eklerinin ve bunlarla yapılan "girişik cümle"lerin hâkim olduğu şimdiki yaygın cümle yapısı hâkim olageldi. Bu cümle yapısının biraz uç bir örneği olarak şu cümleyi verebiliriz: "Ahmet Ayşe'nin Hasan'ın ondan kaçtığını anlamamasını garipsiyor." "Ki" bağlaçlı cümle kuruluşu bu asırlarda yok olmamakla beraber, hâkimiyetini kaybetti. Hele hele Cumhuriyet devrinde "dil ırkçılığı" sebebiyle tamamen yabancı ve düşman ilan edildi ve kullanımdan daha da düşme meyline girdi.