Sayfalar

26 Aralık 2020 Cumartesi

Yeniden Refah Partisi (ve Büyük Birlik Partisi)

 

25 Şubat 2022 tarihinde düzenleme:

Aşağıda yazdıklarım ana fikir itibarıyla hâlâ geçerli olmakla beraber, Fatih Erbakan'ın anlattığım konu dışındaki siyasetinde tutarsız ve gayri-ciddi ve "oyunbaz" tavrı sebebiyle artık onun partisine oy vermekten de vazgeçtim. Aşağıda belirttiğim üzere, cumhurbaşkanlığı seçiminde oyum zaten cumhurbaşkanımız Erdoğan'a idi. Eğer Allah dilerse ve bana ömür yazmışsa, parlamento seçiminde ise Büyük Birlik Partisi'ne oy vereceğim. Fatih Erbakan'ın partisi Cumhur İttifakı'na katılırsa, ancak belki o zaman bir şansları olabilir. Gerçi Büyük Birlik Partisi'nin de pasif siyaseti itici olsa da hem Zillet İttifakı'na karşı Cumhur İttifakı'nda olması hem de Sn. Mustafa Destici'nin Fatih Erbakan gibi tutarsız ve gayri-ciddi ve oyunbaz işlere girişmemesi onu bütün seçeneklerden üste getirmektedir.

Bu sitedeki son yazılarımda, aylar önce, şunu söylemiştim ki her ne olursa olsun, gayri-feminist Müslümanlar olarak, sade Müslüman vatandaş olarak tek şansımız yine de Ak Parti'dir. Fakat o zamandan beri, özellikle yaz aylarında, ama aslında devamlı bir şekilde büyük değişiklikler oldu. Ak Parti laikçi münafık zenginleri yatıştırmak ve hatta onlara yaranmak için birçok dindar Müslümanı sosyal medya linçlerine teslim etmekle kalmadı, bizzat Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan, neredeyse bütün kendi geçmişini inkâr ederek, partisindeki sözde-dindar feministleri kesin bir şekilde destekledi, herhâlde özellikle kızı Sümeyye Hanım'ın etkisiyle. Ya kime karşı? Kendi Müslüman sade erkek oy verenlerine karşı.

25 Mayıs 2020 Pazartesi

Ailenin Çöküş Mekanizması ve Bu Çöküşü Durdurmanın Yolu

Bir önceki blog yazımda belirtmiştim ki aileyi çöküşten kurtarmak konusunda "tek imkanımız ve şansımız şu anda ve öngörülebilir gelecekte Ak Parti ve onun iktidarıdır, fakat şu da lazımdır ki bizden olan Ak Partili yetkililer bir şekilde uyarılarak kendilerine getirileler." Peki hiç düşündünüz mü ki Ak Parti'nin kendisine ait yanlışlarının sebebi temelde ne olabilir? Ve keza bu duruma karşı neler yapmalıyız, yapabiliriz? Ben kendim adına, kendi yapabileceklerim hakkında epey zamandır düşünüyorum ve "sıradan vatandaşın acziyeti" görüşüne de hiçbir zaman inanamadım. O kanaatteyim ki özellikle okumuş kimselerin hepsi kendilerini birer devlet başkanı gibi genel bir eğitimle donatıp çözüme katkı yapmakla az veya çok yükümlüdür. Allah'ın bize emrettiği "doğruyu emredip yanlıştan vazgeçirme (el-emr bi'l-ma'ruf ven-nehy ani'l-münker) bundan başka nedir? O hâlde, öncelikle Ak Parti'nin ve ülkemiz ahalisinin yanlışlarına dair temel bir kültürel sebebi kendimce açıklayayım, ardından daha genel bir izah yapayım, en sonunda da buna dair kendimce en esaslı temel çözümü belirteyim.

24 Mayıs 2020 Pazar

Ailenin Çöküşünden Ak Parti Ne kadar Sorumlu: Haklısın, ama Sen de Haklısın

Kadın hakları adına erkekleri toptan aşırı damgalayan ve ikinci sınıf insan yerine koyan kanunlaştırmalar hakkındaki tartışmalarda iki tarafa da büyük ölçüde hak veriyorum, işin içinden tam çıkamıyorum, ama yine de bir değerlendirmem var.

Önce "yarı-hayali" bir diyalog şeklinde tartışmayı bir görelim:

1 Mart 2020 Pazar

Beyaz Zengin Adam'ı Geri Püskürtmek: Harp ve Siyasette ve Evlerimizde

Türkiye Cumhuriyeti'ne sadık olanlar olarak ve inananlar olarak ve Beyaz Zengin Adam emperyalizmine gerçekten karşı çıkanlar olarak büyük bir mücahedenin içindeyiz, bir varoluş mücahedesinin. Fakat aslında siyasetçe Beyaz Zengin Adam'a karşı çok daha güçlüyüz sandığımızdan ve her zamankinden. Diğer taraftan, ya kendi evlerimiz?

Bazılarımız haklı olarak şu duruma dikkatimizi çekti: 27 Şubat'ta askerimizin uğradığı saldırıdan önce tuhaf şeyler olmuştu. Beyaz Zengin Adam işbirlikçisi bazı güçlü kimseler şundan söz ediyorlardı ki kendileri durduk yere yakında siyasi iktidara geleceklermiş ve Cumhurbaşkanı Erdoğan yakında ülkemiz liderliğini bırakmak zorunda kalacakmış, o yüzden devlet bürokrasisinde çalışanlar cumhurbaşkanına değil, kendilerine itaat etmeliymiş. Neredeyse kesin bir şekilde öyle görünüyor ki Beyaz Zengin Adam işbirlikçisi münafıklar öyle sanıyorlardı ki İdlib'deki gibi yaklaşan bir saldırı ahalimiz ve hükûmetimizin aleyhinde büyük bir sarsıntı mahiyetinde tezahür edecekti. Onlara göre, Tayyip Erdoğan liderliğindeki biz bağımsız Türkiye taraftarları ve daha genel olarak "Beyaz Zengin Adam'dan bağımsız Akdeniz" taraftarları bu hadiseyle beraber büyük bir darbe alacaktık. Ardından kendileri halkı savaştan kurtarıcı olarak sahte sahte ortaya çıkacaklardı ve Beyaz Zengin Adam'la işbirliği içinde büyük sükseye kavuşacaklardı. Böylece, bürokratik yerleşik sistemle ilişikli bu kişilerin mutlak siyasi iktidarlarına giden yoldaki kilit bir taş döşenmiş olacaktı. Ama bir kere daha, önemli bir olayın ardından, onların böylesi beklentilerinin tersi oldu.

7 Temmuz 2018 Cumartesi

Başarısız Ama Muzaffer Dâhi Devrimcilerin Hazin Ama Şanlı Hikayesi Üzerine Bir Deneme

Kısmen araştırmalarla desteklenmiş ama daha büyük kısmıyla yüzlerce yıldır birçok kişinin birbirlerini destekleyen gözlemlerine dayalı olan bir tespiti kendi kelimelerimle ve kendi anlayışımı katarak aktarayım. En azından kendim bu tespitin, tespitimin benzerini hem Quora sitesinde güncel olarak hem de Abdülhak Şinasi Hisar'ın yaklaşık bir yüzyıllık bir romanında okudum. Keza aşağıda alıntılayacağım üzere Bernard Shaw'nun da hafiften benzer bir tespiti vardır.

Normal, "makbul", el üstünde tutulan, imrenilen, "başarılı", sosyal ilişkileri iyi insanlar ortalamadır, zekaları en fazla ortalamanın biraz üstündedir.

14 Nisan 2018 Cumartesi

Totaliter Sekülarist Feminizm ve Evlilik Saadetinin Sonu

Modern feminist ve totaliter-sekülarist AB kanunları evliliğe inanmayan kanun koyucularca şu amaçla dizayn edilirler ki evliliği baltalasınlar. Maalesef ülkemizde de bu durumun etkisini en derinden, hatta iliklerimize kadar hissediyoruz ve Avrupa Birliği'nden hükümetimize dayatılan feminist seküler kanunlar ailelerimizi yok ediyor. Ülkemizde resmî boşanma oranı daha birkaç yıl önce her beş çiftten birine yükselmişti. Buna ilaveten, evlilikler de inanılmaz derecede zorlaştı. Bu yazıda o yönlerden sadece birini ele alıyorum ki AB kanunları onlarla evliliği zorlaştırmakta ve hatta gerçek bir evliliği imkânsız hâle getirmektedir. Umarım sayın cumhurbaşkanımız çok geçmeden bu durumdan yerli yerince haberdar edilir de Aile Bakanlığını totaliter laikçi feminist yapılanmadan temizler ve ardından işler düzelmeye başlar.

AB kanunlarının "evliliği baltalama amacı"ndan söz ederken "adeta" kelimesini kullanmadım, zira o kanunlar gerçekten, objektif olarak ve tam olarak bu amaçla dizayn edilirler. Bunun sebebi de basittir: AB kanunlarını yapan kanun koyucular -hem siyasetçiler hem de hukukçular- genelde sosyalisttir veya sosyalist kökenli sosyal demokrattır veya sosyal-liberaldir. Her ne kadar onların bu inanışı akademik araştırmalarla çürütülmüş olsa da sosyalistlerin hemen tamamı ve sosyal liberallerin de en azından bazıları hâlâ şuna inanırlar ki aile feodaliteden kalma köhne bir kurumdur ve yavaş yavaş da olsa yok edilmesi gerekir. Açık sözlü bir sosyalist tanıdığınız varsa bunu size çekinmeden söyleyecektir.

14 Ekim 2016 Cuma

Bir Yılın Ardından Yalancı BBC'yi ve Türkiye Elitist Solunu Tekrar Değerlendirmek

Bu sitedeki bir önceki yazımda tercüme ettiğim İngilizce blog yazımı yazdığımda henüz 1 Kasım seçimleri yapılmamıştı, 15 temmuz darbesine de yaklaşık 11 ay vardı. Şimdi açık seçik anlaşılıyor ki Türkiye'nin "Batı taraftarı solcu elitleri" olsun, onların Beyaz Adam efendileri olsun, her iki büyük hadise için hazırlanıyorlardı. Çözüm sürecinin sonunda PKK'yı haklı ve Türkiye hükûmetini haksız gösteren saldırgan yayınlarıyla onlar şunu amaçlıyorlardı ki önce 1 Kasım seçimlerinde Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ı halkın gözünde küçük düşürüp kötü göstererek zayıflatsınlar, sonra da gelecek yılın FETÖ darbesine zemin hazırlasınlar.